<_script /><_script />

kapı önündeyim...

Ara. 23, 2009 -Kategori: lyrix


kanıyor takvimden gamsız ağaçsız
evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar
güvertesinde adresini şaşırmış
kayıp bir nisan yağmuru

ömrümün sol anahtarısın
hazan makamının kapısını açan
ne nisanlar gördüm ben
ilkbahardan kaçarken
bir mızrap’a tutunan

ne bileyim ben
böyle bir şeydir herhalde
bir mevsimin şarkısı
yada mevsimlik bir vivaldi sancısı...

ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman
ağlamayı bir de,
şarkıya söz yürür,
yeşile aldanır suyun kudreti
ve sen hiçbir zaman
sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın
bana kalırsa sen,
ömrünün sonuna kadar,
o şarkının kapısında kalacaksın!

 

 


*burası çok soğuk...

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hangisini istersin?

Ara. 12, 2009 -Kategori: siir


Ya bir neden olacağım

ya

bir bedel.

 

Bana yardımcı olman gereken

bir konu bu,

hangisini istersin?

 

Ve fakat

istediğin şeyden

emin misin?

 

 

*Burdasın, yanlış bir soruda ve bir cevabın tam ortasında belirsiz bir gölge, belirli bir ünleme denk!

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

artık beni hissetmiyorsun...

Ara. 5, 2009 -Kategori: lyrix

I wanted you to know I love the way you laugh
gülüşünü sewdiğimi bilmeni istedim

I wanna hold you high and steal your pain away
sana sarılmak ve acını çalıp götürmek istiyorum

I keep your photograph; I know it serves me well
fotoğrafını saklıyorum; biliyorum bana yeteceğini

I wanna hold you high and steal your pain
sana sarılmak ve acını çalmak istiyorum

‘Cause I’m broken when I’m lonesome
çünkü yalnız olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel right when you’re gone away
ve gittiğinde iyi hissetmiyorum

You've gone away, you don't feel me anymore
gittin, artık beni hissetmiyorsun

The worst is over now and we can breathe again
kötü olan sona erdi ve yine nefes alabiliriz

I wanna hold you high, and steal my pain away
sana sarılmak istiyorum, ve acımı çalıp götürmek

There’s so much left to learn, and no one left to fight
öğrenilecek çok şey kaldı ve savaşacak kimse kalmadı

I wanna hold you high and steal your pain
sana sarılmak ve acını çalmak istiyorum

‘Cause I’m broken when I’m open
çünkü dürüst olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel like I am strong enough
ve yeterince güçlüymüşüm gibi hissetmiyorum

‘Cause I’m broken when I’m lonesome
yalnız olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel right when you’re gone away
ve gittiğinde iyi hissetmiyorum

‘Cause I’m broken when I’m open
çünkü dürüst olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel like I am strong enough
ve yeterince güçlüymüşüm gibi hissetmiyorum

‘Cause I’m broken when I’m lonesome
çünkü yalnız olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel right when you’re gone away
ve gittiğinde iyi hissetmiyorum

‘Cause I’m broken when I’m lonesome
çünkü yalnız olduğumda kırılıyorum

And I don’t feel right when you’re gone
ve gittiğinde iyi hissetmiyorum

You've gone away, you don't feel me anymore
gittin, artık beni hissetmiyorsun

Yorum (13) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?

Ara. 3, 2009 -Kategori: lyrix


Bu şehirde buldum buğday ellerini
Bu şehirde sevdim badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama caydım sözümden
Düşman değilim ama düştün gözümden

 

Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Kimbilir ne bekliyor, kalır mıyım ölür müyüm?
Ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm?

 

Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi

Pişman değilim ama caydım sözümden...

Düşman değilim ama düştün gözümden...

Yorum (18) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gitmeme izin ver...

Kas. 23, 2009 -Kategori: lyrix

Lithium, don't want to lock me up inside.

Lityum,beni içeri kilitlemeni istemiyorum

Lithium, don't want to forget how it feels without...

Lityum,yokken...nasıl hissettiğimi unutmak istemiyorum

Lithium, I want to stay in love with my sorrow.

Lityum,aşkın içinde kederimle birlikte kalmak istiyorum

Oh but God I want to let it go

Ama tanrım,gitmesine izin vermek istiyorum

Come to bed, don't make me sleep alone

Yatağa gel,beni yalnız uyutma

Couldn't hide the emptiness, you let it show.

Boşluğa saklanamazdın,göstermesine izin ver

Never wanted it to be so cold.

Çok soğuk olmasını istemedim asla

Just didn't drink enough to say you love me.

Sadece beni sevdiğini söyleyecek kadar içmedin

I can't hold on to me

Kendime dayanamıyorum

Wonder what's wrong with me.

Bende yanlış olan nedir merak ediyorum

Don't want to let it lay me down this time.

Beni şuan aşağı bırakmanı istemiyorum

Drown my will to fly.

Boğularak uçacağım

Here in the darkness I know myself

Burada karanlığın içinde ,kendimi tanıyorum

Can't break free until I let it go

Gitmeme izin verinceye kadar beni özgürce koparamazsın

Let me go

Gitmeme izin ver

Darling, I forgive you after all.

Sevgilim herşeyden sonra seni affediyorum

Anything is better than to be alone.

Herşey yanlız olmaktan daha iyidir

And in the end I guess I had to fall.

Ve sanırım sonunda düşmüş olacağım

Always find my place among the ashes.

Daima yakılmış cesedin küllerinde bir yerde ara

I can't hold on to me,

Kendime dayanamıyorum

Wonder what's wrong with me.

Bende yalnış olan ne,merak ediyorum

 

Gitmeme izin ver...

 

Yorum (8) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

söylesene, uyanınca n'olacak?

Aug. 17, 2008 -Kategori: hissettiklerim



ya bu sönen son kibrit çöpüyse?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

falında istanbul çıkmış...

Aug. 4, 2008 -Kategori: hissettiklerim




fallar doğru mu söylüyor? hadi gelmiyor musun?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ya tufan ol ya milat! bir hiçe bir iç geçirmemde az buçuk bundan

Haziran. 24, 2008 -Kategori: hissettiklerim



sakinleştim biraz... sanırım paniğe kapılıyorum; yokluğunla değil varlığınla...

Ömrümü gömlek ütüleyerek geçirebilirim. Elbette, emin değilim. Ama kış sabahları her kahvaltıda menemen yiyebilirim. Corn flex yemek zorunda olmadığım sabahlar elbette. Sen emin misin her ay kabuğunda kanayan ve ağlayan venüsüme. Her lokantada renkli ekmekten bıkmayacak mısın? Hatırlayamasam da üç yıl sonrasına bile plan yaparım, kusturacak ani frenlerimden emin misin? Üstelik genelde geç kalırım randevularıma. Mevsim dönümlerinde arabesk zamanlar yaşarım. Ki müziğime de bulaşır...

Çok sevilmek isterim heyhat, karşılığında istediğim kadar ve istediğim zamanlarda seveyim isterim. Ağlarım uluorta, gülerim yine yaşlar yanaklarımda. Uykusuz kalınca sarhoşlaşırım, rüya görür etkilenirim. Boşlukları tüm olumsuzluklarla dolduruveririm.

Yanımda uzanmana izin verebilirim evet. Ama emin misin bu köşe de olmaya... Beyaz bir çarşaf ve poplinden şekiller ki her an silinebilir... Silebilirim yine de terini ya da yaşını bunları boş ver seni sevebilirim. Sanrım sadece bunu yapabilirim. Yine de emin değilim. Kendime alışmakla çok zaman kaybettim. O sokağın köşesinden dönmedim. Sokağı gördüm sadece ışıklar içinde ve kokular... Hayır sen de sevemezdin o kokuları anlıyorum bu yüzden sırtımı döndüğümde kürek kemiklerimin arasından öpmedin habersizce...

Unutulan söze ve yeniden hatırlanacak olan bir yüze...
Bir tekrarın sonsuz bir tekrarın ömür sanılması ve hayatın bu tekrarın biraz dışına çıkmak olduğunu... Bir dairenin çevresini genişletmesi sadece, bir ayrıntının büyümesi ve kurtarılacak bir şeyin olup olmamasını düşünmeden o anın kurtaracağına inanmak. Sadece vazgeçişi zorlaştıran nedenlerden saklanmak. Büyüdüm ben. Gövdem ağırlaştı hiçbir rüzgar /sadece saçına dokunmamışlar/ beni savurmaya yetmez. Dibine batabilirim. Ve oradan hiç çıkmaya bilirim. Kurtaramam yani seni ve bir şatodan nede bir masaldan. Ben uyduruyorum çünkü... harfler kelimelere/ kelimeler cümlelere dönüşüyor. Sen biraz bana benziyorsun biraz mevsime... Günler aklını kaçırmış bir kuş telaşıyla hızla uzaklaşarak geçip gidiyor. Kalıyorum... KANIyorum... İnanıyorum... Bekliyorum...
Döneceksin....


/en dip not: önemli değil derim yalan söylerim, mesajlarımı sessiz bırakınca armamak için numara silerim, kolla kendini dartanyan! /

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

eğreti sevgili...

Haziran. 20, 2008 -Kategori: hissettiklerim

 


Bir sonu bir kararı erteler gibiydim. Ve içimde bir gong sesiyle irkildim, bitmesin sürüsün diyerek söylediğim şarkının nakaratıyla , kendimi, seni ve belki herkesi bıktırdım. Ama sana kocaman bir saygım var, gözümde kocamansın. Çünkü sen, düşündüğümde ve hatırlamış gibi birden aklıma beliriverdiğinde; aşkıma hiç ihanet etmedin! Bana aşık olmadın ama aşık olunduğunu bilerek ve bir gün biteceğini umarak sabırla yanımda bekledin, belki kendini de beslendin. Yine de sabrına müteşekkirim.

Bir gece incitildiğimi olduğunca gizleyerek; gittiğimiz bir sohbetli geceden dönmüştük, yorgan altında yaşadığım için acıtılmışlıklarımı, yatağa uzanıverince gözyaşlarım akıvermiş ve sen kollarının güvenine beni çekerek “hadi anlat” demiştin soluklandığımda ya... işte o gün “beni avuçlarında neden sımsıkı tutmuyorsun?” demiştim de, “gitmek istediğinde gidebilesin diye” cevap vermiş, “avuçlarına gelmenin de bir bedeli var gitmenin de olmalı” diye hayıflanmış, sonra hüznüme soru işaretleri takılıp: “ne yani, ben gidiyorum desem sadece peki mi derdin” diye de eklemiştim. İşte orda aşkıma sadık olduğunu ispatlamak için ve belki de sadece bunun için “hayır elbette, neden gitmek istiyorsun diye sorardım” demene karşılık “gitmem için nedenini söylemek yeterli mi senin için” deyince de ....

“kalman için yapılması gerekeni yapmaya çalışırdım”lı bir cevabı verince yüzümü sol omzuna gömmüştüm... hatırlar mısın?

Bu sabah bu diyalog dönüyor teybimde. Nedenini söyleyeyim mi? Dün akşam ilişkim ve sen için sorulan bir soruya veremediğim bir cevap için. Verilmeyen cevabı yorumladıkları için. Birden seninle durduğum ve çok mutlu kıvançlı olduğum kaideden bir parmak dokunuşuyla beni yüzüstü yere düşürdükleri için. Düşmüşlüğüm mü incitmişti beni yoksa kaidede durmuşluğumu haketmemişliğimin yüzüme vurulmuş oluşu mu ? Bu sabah anladım, ki bir dolunay sabahıydı bu sabah. Seninle ben temsili olarak o kaidede duruyorsak bu sadece bana duyduğun saygı hatta bana da değil herşeye rağmen ayakta tutmayı başardığım sevgime karşı duyduğun saygıdandı. Asla bir kaidede benimle durmak isteğin ya da yanyanalığımızın hazzından değil. Sadece ben ve benim hissettiklerime, gösterdiğin çabaya minnettardım belkide ben, hep sana. Yani bu gerçeği bir bütün olarak algılamasam da zaman zaman puzzle parçalarını çok net yaşadım, hissettimdi.

Bunca paragraftan sonra içimden sessiz bir soru daha: “peki, şimdi ne olacak?”

Ki sen dün muhtaçlığımı dile getirememiş harfleri yan yana dizilmiş smsime cevap yazma umarsızlığınla bu düşüncenin bütününü de kanıtlamış oldun ya...

Ben artık kendimi nasıl avutayım balım? Nasıl kandırayım? Çünkü bu ilişkide yalnızca ben kendime ihanet edip kendimi kandıranım. Sen ki bana taraf değilsin. Ben ki sana taraf değilim de yaşadığım aşka mı sadece taraf olma saçmalığına kapılmışım?

Beni sen, her “bebeğim” deyişinle öznesizleştirken ve bunu da vurgulayarak kanıtlamaya çalışman dahi sonuçsuz kalmış. Oysa ben kendimle o derece meşgulüm ki, yan yana duran o temsili büst gibi yüzümü senden yana hiç çevirmemişim. Dün akşam cevaplayamadığım o sorulan sorunun yorumunu dinlerken ilk defa yüzümü iki avuçla zorlayarak ve hatta sürükleye sürükleye sana çevirdim. Bu ilkdi. Ne gördüm biliyor musun? Benimle o kaidede olmaktan keyiflenen birini. Bu keyfin bitişini sabırla bekleyen birini. Bu keyfe ihanet etmeyecek birini.

Peki neyi görmedim ? bana aşık biri... beni seven adam... bebeğim diyerek beni öznesiz yapan sen, sabrına hayranım. Ve sadakatine de! Şu an; bir köprüyse eğer , bittiğinde, karşı kıyıya geçtiğimizde bana öznesiz hangi kelimeyi deyivereceksin?

Keza şimdi diyeceksin ki, “talebin ne*”

İşte bu kelime hipnozdan uyanmam için söylenecek sihirli kelime! Bir parmak şıklatılmasıyla gerçeğime ayarak gözlerimi açacağım.

Söylesene kaideden düşmüş bir büstün, çamura bulanmışken canlanıp uyanmasını neye yorarsın? Oysa ben, yine bir gece, bir tilki uyumasından zıplayıp uyandığımda; “avuçlarımda menekşeler vardı ama avuçlarımda yeşermişlerdi” demiştim... Peki bu rüyayı neye yormuştun?

Temmuz ortasında tatile Ankara’ya gelmek isterken, eylül başında ki ikametsizliğimle haziran sonu ne yapayım? Dünüm ihanetlerle doluyken hem de, ki tüm dünlerim dahilken buna. Babamın üveykızı bile olamamışken, ait olduğum hiçbir canlı bile yokken, hatta evim dediğim daire bile bana ihanet etmişken, bir nilüfer çiçeği kadar bağımsız özgür görünen beni, kimse sulayayım büyüteyim diye saksına almamışken ve hatta koparıp vazoma koyayım bile demezken, durgun bulanık suyumun içinde eskir ve kirlenirken, kaidesinden bir parmak ucuyla devrilmiş bir putken, doğurduklarımla bile gidemezken geleceğe, doğurulduğumdan da terk edilmişken beşimde, karındaşlarımın ikinde bile değilken hemde, bir talebim olabilir mi ki, söyle!

Ben ki, başrol oyuncusuyken; tek kişilik oyunum da hem de!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Baharda ölünür mü balım?

Mayıs. 5, 2008

 

Ölüm bitişi simgeleyen bir kelime. Kavram olarak yokluk, karanlık, terkedilmişlik duygusundan başka duygulara da yataklık ediyor. Ki bazen reddederiz hayatımızda bazı kavramlarla karşılaştığımızda, yok sayarız. Gerçek ancak bir süre sonra tüm çıplaklığıyla gözümüzün önüne serilir, anlarız.

Ölüm çok acı. Tüm vucudumdaki kan yüzüme hucum edip beni boğuyor gibi uyandım bu sabah yatağımdan. Bazı kareler gözümün önünde “ölüm”ü anlatıyordu. Yatıyor olmasaydım düşecek gibi olur, sendelerdim. Bu gerçeğe aymak mı ya da artık kabullenmek mi olduğunu anlamadan, göğsümdeki acıdan ağlamaya başladım.

Eğer bir sabah yatağınızdan acıyla kahırla ağlayarak uyanıyorsanız, artık ölümü kabullenmişsiniz demektir. En sevdiklerinizin ölümü en acı verendir elbette. Ve sanırım bir süre çaresizce onu yaşatmaya devam edersiniz. Onunla konuşur, hatta buluşur, telefonlaşır, mesajlaşırsınız. Aslında o hayalet, size ölümü anlatmaya, sizi öldüğüne ikna etmeye çalışır. Aşk gibidir ölüm, birden bire sizi yakalar. Gerçeği kabullenmeden önce reddedersiniz. Tesirini yavaş yavaş hissettiren aşk gibi kapınızdan bir çırpıda içeri alamazsınız. İçinizde korku belirir, paniklersiniz. Telaşınız tüm hareketlerinize bulaşır, paniklersiniz. Kavramlara teslim olmadan önce arefe günlerinden geçer bir arafta yaşarsınız.

Nihayet, bir sabah, uykunuzdan boğulurcasına ağlayarak uyandırır gerçek. Kalk ve kabullen artık der size. Görüntüler, diyaloglar sunar sessizce. Kabullen der. O öldü der. Ki siz “ölmüş...” diye sayıklarken gerçeğe ayarsınız.

Bu sabah yaşananları unutup, tekrar yeniden hayaletinle yaşamaya devam etmeyi istemediğimimi sanıyorsun. Sonsuza kadar mesut yaşadılar... masallarda olur... gerçek doğum ve ölümdür. Yaşam sonsuza kadar sürmez, ölümle biter.

Bir masal istemiştim senden! Acıyan tüm yanlarımı sar istemiştim. Sonsuza, benim sonzuma kadar beni sev istemiştim. Öldüğünü bana inandırmaya gücün yetemedi mi? Masallarda sadece kötü adamlar ölür. Sevenler sonsuza kadar mutlu yaşardı oysa.

İçimdeki kelebek mezarlığını hatırladım, üstüne hayletinin toprak atışını ayrımsadım, artık anladım. Sadece isa ölüleri canlandırırmış... umut ederek içimdeki cesedinle yaşamaya devam etmek, isanın hala var olduğunu kabul etmek yadsımasına girer.

Ölümünü kabullendiğime göre bir tören yapmalıyım. Yasımı tutmalı, duamı etmeli mezarını ardımda bırakarak yaşam yoluma devam etmeliyim. Bunlar aklımın bana söyledikleri... sakatat gurubuna giren yüreğim de acısını hazmedecek mi acaba?

Öldüğüne bir inansa!

Neden beni de öldürüp bu masala müdahil etmedin balım?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Nisan'a yakışır bir masalımız olsun!

Nis. 5, 2008 -Kategori: hissettiklerim

Bir masal istiyorum senden. Sanırım bunun içindir biraz incinmiş biraz umarsızlığım... dünya da yaratılan ilk kadın pandora gibi olmuş olmayı ve senin bu masalda harika bir yerin olmasını diliyorum mesela. Ya da hera nın başını getirmelisin benim için... parisi topuğundan vurmalı, sisifosun lanetini hiç yaşatmamak için gözlerini bağlamalısın, yapmalısın, yap. Bana bir masal yarat. Tüm yaşantım boyunca bir masala ait olmayı hiçbir şeyden çok istemedim.

Hep korktum, bir masal istediğimi sana söylemekten korktum. Yüzünün hiçbir şekli bu korkumu erteleyemedi. Sustum. Ve sustukça başsız bir bedene benzedim. Senin için?

Ansızın bir an, kapının önüne gelip, şaşkınlığının daha ortasındayken söylemek isterdim bu cümleyi: "bir masal istiyorum senden." Ya da senin dilinle "bir masal talebim var!"

Sonum nehir kıyısındaki çiçeğe dönen narsise ya da boğa kanı içerek intihar eden midasa benzemesin.

Anımsa, sana mitolojik arketipimden bahsetmiştim: persophone!

Hadesin sevgisi ve dileği gibi olsun dileğin, sadece beni iste, bir masal yarat bana ve başka masallara beraber dokunalım bu bahar sabahında. Hatırla, benim için doğa şenleniyor ve benim için kutlamalar yapıyor insanoğlu. Unutma, her gidişimde korkundan nar taneleri yedirmelisin bana. Şaşırma, aidiyet duygum; senin yeniden yazacağın masala!

Merhaba! İle başlar mı a-deli masal. Başlasın, başla.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

mart'ın üşüten sıcaklığına kandı sardunyalarım!

Mar. 15, 2008 -Kategori: hissettiklerim

 

Mart’ın sinsi sıcaklığı var havada. Hafta sonuna yakışır bir hainlikle pırıl pırıl güneş! Bahar geliyor, ister nazlana nazlana, isterse paldır-küldür... Mart şunu bilmeli ki adına ihanet yapışacak ve gelecek olan bahar nisan’a yakıştırılacak!

 

İlk doğan taşlanır! Baharın ilk ayını taşlayacağız. İkinciye kucak açacağız. Herşey bir yana bu hafta sonu hava tahminlerine göre baharla anılacak. Ve içimde yazdan kalma duyguların maki-bodur bitki- görünümünün değişmesi umuduyla dolu dolu. Kaç olmayacak duaya amin dedi bu insanoğlu ama olacak olan olacak ve omuzlar silkelenecek “olmayınca olmuyor”a.

 

Penceremde yazdan kalma sardunyalar var. Suladım, karakışda donmasın diye içeri aldım, toprağını değiştirdim bahar göz kırptı diye, tomurcukları patlamış renklenmiş pencerem bu ilgiye. Sardunyalarımın başına gelen benim de başıma gelsin! diye titriyorum hep üstüne.

 

N’olur Mart’ın yaptığını sen bana yapma!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

nerden aklıma geldiyse...

Şub. 28, 2008 -Kategori: hissettiklerim

 

bir temmuz gecesi bir rüya görmüştüm. rüyaydı işte adı üstünde, rüya gibi bir rüyaydı. sustum kimselere anlatmadım önceleri. sonra içimde büyüdü bahsettim kankama ve bir kaç arkadaşıma. "güzelmiş" dediler. güldüler. ben de gülüyordum, sonra gülüşüme kal geldi, git geldi, hoşgeldi, gitti, met-cezirdi. hayat buydu. oydu. devam ediyordu. derken güzü devirip kışı bitirmekteydim ki, nerden aklıma geldiyse koca bir yastığa kılıf geçiriverdim. yastık kılıflı ben! komikdi, şirindi, rüyaydı, yaşamdı, sol kanadın altıydı, ince belli bardakta sıcacık çaydı, üçde birini atmaktansa dumanı paylaşmakdı, kalbimdi, akciğerimdi, üşümekdi, menemendi, ya gömlekler?

 

herşey bir yana, elbette yaşamdı ama yastık kılıfımdaydı aklım. içimdeki hırçın kızın aklında tek o vardı. yastık kılıfımı isterim diye bağardı. sustum, susamıştım, uzanmıştım, varmıştım, sıvışmıştım, incinmiş kızmıştım, saçlarımı kestirip siyaha boyamıştım, kabaydım, tekilayı içip kusmuştum, düşmüştüm, pişkindim, sahiptim, gelmiştim, açtım toktum, vardım yoktum, saçımı çektin, utandım, biriydin, hiçtin, kimseydin, bendim, sendin, balansdım, durakdım, biraydım, ablaydım, anneydim, kadındım, kız arkadaşındım, gündü, sevgiliydi, yastık kılıfımı hatırladım. her şey olabilirdi heran, ama yastık kılıfım olmamalıydı. salakdım. sakladım, sallandım, sol koluna dokundum, solunda olmalıydım, küstüm. yastık kılıfım, yanlıştım, yalandım, yaladım, yanındaydım, yandım, yardım, yaftaydım, yastaydım, yamaydım,  yaşdım, yasdım, yazdım, yazdım...

 

yastık kılıfım!!!

-ver onu bana, pişmanım-

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bu karda bu tırtıl çok üşüyor.

Şub. 17, 2008

 

Bu ben değilim.

 

Bana neler oluyor bilemiyorum. Sanki bir tırtılın kozasına sıkışmış gibiyim. Ve sanırım çok uzun zamandır burdayım. Ya çürüdüm ya da ... yani her halükarda çıkmam gerekiyor. Çıkmayı istiyorum bu kozadan. Nefes alamıyorum. Üstelik umarsızca sigara içmeye de hala devam ediyorum. Beynimin loblarında bir delik açıldı ve her şey oradan akıp gidiyor gibi.. tüm yaşadıklarım dumanla karışarak yok oluyorlar sanki.

 

Ne kadar uzun zamandır burdayım bilmiyorum. Zaten son zamanlarda herşeyi daha çabuk unutur oldum. "Corpus". Sonra birden bi kaç kare geçiyor gözümün önünden. Hatırlıyorum. Latince ve boşluk demekdi sanırım. Nasılsa bir ara bunu da hatırlarım. Peh, karpuz’muş. Anlamadığım şey unutulmuş bir geçmişde nasıl yaşıyorum. Çok soğuk ve çok üşüyorum.

Her yer bembeyaz, yollar kapalı. Birkaç gün daha böyle olacağa benziyor.

Kafamı toparlayamıyorum. Nerdeyim, nereye gidiyorum. Ben kimim?  komik bir yaklaşım oldu bu son cümle. Gülümsüyor ve susuyorum; çünkü en kolay yolu bu.

 

Belki de ipek bir eşarp için kaynayan bir tencereye atılarak yaşam misyonumun bedelini ödeyeceğim. Her ne olacaksa çabuk ve acısız olsun lütfen.

 

Çünkü üşümeye artık dayanamıyorum.

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yağmurlu şubat'ın donuk pazar'ı

Şub. 10, 2008

 

Yağmur yağıyor İstanbul'a Pazar sabahı...

Aklımın senli lobunda o kadar çok kare varki, en sık gözümün önündeki gülüşünlü kareler. sevişinli kareler. benim karelerim. hepsi benim.

Senin ise yapabileceğin tek şey karelerimi çok, pek çok yapabilmek. çünkü bir gün kaybolduğumda bazıları sana geri verilecek.

 

aklım selim değil, şubat'ı sevdim, hem de pek çok.

 

en çok da seni....

 

dedim ya çünkü ben, yağmurlu şubat'ın donuk pazar'ına gülen yüz çizebilirim...

 

asli68

 

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

susturamadım bu sefer beni.... desene benden kaç kere gidersin?

Oca. 6, 2008 -Kategori: hissettiklerim

 

Bir kaç şey

Kaşıdıkça alınan bir zevk değil bu. Aldığın zevkin kaşındıkça azalması. O yaraya dokunurum yine. Yüzün yüzüme dokunur. Sesin sesime. Alınır bir karar. Bir adam kapıdan çıkar. Bir şarkı duvarlara çarpa çarpa dolar içime. İçim dolaşır. Sesime bir şey olur belki kırılır. Konuşmak kaybettiğimiz şey. Susmak kazandığımız son anlam. İki soluğun gidebileceği en uzak yer. Gidiyorsun...dur.

Birkaç anlamın birkaç andan ibaret olmadığını düşünüyordum sahnedeki yerimi almadan. Buradayım. Tam karşında. Benim o, gözlerime bak... Gerçekten benim o ellerime bak... Hiçbir kış gecesinde üşütmedim saçlarını ya da o ben değildim. Bana bak, içinden baktığını biliyorum. Kelimeleri kendi soluğunla kedine fısıldama. Duvarlar benimle konuşur. Bunu öğrendiğimde beş yaşındaydım. Duvarların bir dili var. Dünya üzerindeki bütün dillerden farklı ve hiçbir solukla anlamlı değil. Dokunduğunda parmaklarının üstünde hissettiğin hükmü aklında bir anlamla birleştirdiğinde duyduğun ve bu ilk kez oluyorsa korktuğun, güldüğün, sihirli gelen, bir şeye dönüşür. Sana masalar anlatmayacağım, yüzünün şuandaki tonu buna hazır değil. 

Seni salonumda ağırlayabildim, kokun çarpıp durdu önündeki ,ince belli çay bardağıma bir yudum aldım.-Sustur beni- dedim. Kendime dedim evet, bir kere kendimi dinleyebileceğimi düşündüğüm için kızamazsın bana bunu bilemezdim. Bilmediğin bir şeylerin hızıyla düşer gibi (düşürür gibi). Gidiyorsun...dur.

Anlatamam. Kör ebe oynayan çocukların telaşını sana. Anlatamam öyle bakma, aslında biliyorsun ya sadece öyle bakma... Anlatamam, gün ile gece arasında, öğrenemediğim sureler var anlatamam miraç ile kandil arasında... Anlatamam. Öğrenemediğim bir dil gibi dalıyorsun derinliklere. Seni bağışladım... Sarsıntılar içindeki sesini bağışladım. Saçlarının arasındaki sözleri bağışladım. Bilmediğin bir şeyi kabul etmelisin ki sen de anlatamazsın. Bana ne söylediğine bak. Bana ne söylediğine bana değil. Buna hazır değildin. İki zamanın hiçbir yakasında olmadan yaşanmayacağını, yaşamın bir zamana ait olduğunu ve yaşadığında aslında sadece bir tek zamanı yaşayabileceğini anlatamam sana. Bu yüzden aldım üstündeki anlamı –karanlıklarını çektim içime.  Daha parlak tonları ile daha aydınlık bir zamandasın bu bir tercih değil- bu benim tercihim değil- bu senin tercihin hiç değil. Olması gerekenin olması gerektiği anda olması sadece... Bendeki karanlık gecenin kelebeğine yolu gösteremezdi. Bu yüzden devirdim kendimi, kendime rağmen kendimi rezil ettim, kendimi bir hiçten başka hiçe çevirdim. Görmen gereken bir yüz var. Yüzleşmen gereken belki de. O yüzün duvarlarına vura vura söyledim sana. Yazgı, kader, şehvet, tutku, kan bağı, akıl oyunu... Bunların hiç biri gerçek olamıyordu bir tek –özledim- kadar. Gücümün yetmediği değirmenlerin ortasındayım biliyorsun bunu... Bilmediğin bir şeyin küskünlüğü ile gidiyorsun... Son sözünün asılı kaldığı bir aralıkta, senin için bulduğum patikaların sele kapılmamasını öğütlüyorsun. Kocamansın gözümde değerin tunçtan bir çağ. Bir çığ gibi... Gidiyorsun...dur.

Bir kere daha sormayacağım AMA söylesene –benden kaç kere gidersin...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

susuyorum, daha çok susarım bundan sonra!?

Ara. 24, 2007 -Kategori: hissettiklerim

bu gün...

Gözlerimi omuzlarıma teğet geçen bir kokuda bıraktım ve çaldım sözlerimi. S-u-s-t-u-m.

Kendime yaklaştıkça kaybettiğim bir şeyin derinliği ile sana sustum. Düşürdüm avuçlarımdan mor dan daha morunu- dudaklarına yakın bir notaydı aldım... Alıştım. Küçük bir andı hepsi birden bire başlayan ve hiç biriyle biten. Hiçleşen. Kimsesizleşen. Orada duvarların içine gömülmüş bir anıda seni buldum. Kazıyorum şimdi inan ki hepsi bu...

Bu gün Pazartesi bileğimdeki zamanı durdurdum. Birkaç şey yaptım, biraz nikotin biraz kafein, biraz yaz/ biraz kış gibi boz, biraz kendim gibi ve herkes gibi...

 

Bu gün, karmaşık şeylerden uzak bir camın arkasından yüzüne baktım. Kırılmış bir keskinlikle belki, yaralandım ben. Bedenimdi çatladı ve dağıldı parça parça. Üstüme ben o gece en keskin düşü aldım ve dokundum sana. Doldum sana, oldum sana... Kar yağacak ve üstüme beyazdan bir korku bulaşacak. Benim gözlerimi bir daha bağ-la-ma... Artık o kuyuda bulabileceğim bir şey yok. Artık o kuyunun ağzına kendimi bağlayabileceğim bir şey yok. Aşk, çıplak ayaklı bir hayvanın içimde dolaşması ve aklımla dalaşması... aşk, omzumdaki diş izi evet kazıyorum şimdi...

 

Bu gün, diğer bütün günler gibi kendimle alıp veremediklerimi kendime anlatır buldum. Bir istek, bir tutku belki... Birkaç kare yüzüne gözüne baktım... Sana ben, ağrısız sızısız yaz günlerinden bıraktığım her şeyi geri almadan ve kimseye vermeden senden aldığım şeyi... Şimdi koşarak ve kaçarak uzaklaşıyorum. Topuğuma bulaşmış bütün ağırlıkları, mülkler ve yüzler parmağımın tırnağımla olan kardeşliği ile kazıyorum gerçekten.

 

Yarın, bir sokağın ortasında, sağında, solunda bir yerlerinden bana bakarken bulacağım seni. Saçlarının bana baktığını göreceğim, omzunun, yüzünün, kokunun bana dönük olduğunu sadece bileceğim. Dokunmayacağım ve koklamayacağım. Özlediğim bu yerde gözlerimi saydam bir çerçeveye çevirecek varlığın, bedenimi flu bir görüntüye... Geçip gideceksin kalabalıklar için de. Odana geç kalma evet. Hayata geç kalma, evraklarına ve renklerine, kokularına geç kalma... Kazıyorum evet, saçımdaki kiri dokunma...

 

"Kıyısındayım yaşamının..." Unutmadım... Bu gün iki dünyada da hükmüm var benim. .....ya sağır ol duyma ya da elim sende- yani gerçekten sen de. Ve kazıyorum bana ait olan bütün sözleri dilinden. Adımı unutturuyorum, kokumu unutturuyorum, korkaklığımı ve kolumdaki izleri unutturuyorum.

 

Yaşadım ve yazdım hepsi bu çekiliyorum sahnenizden...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bir kapıyı kapamak dışardan, seni içerde bırakarak...

Ara. 8, 2007 -Kategori: hissettiklerim

 

"Sana küçük kâğıtlara yazılmış notlar bırakmayı isterdim. Kaç gün ve kaç geceyse o kadar. Bu kapıdan çıkmadan daha bir yere saklamayı isterdim tüm bunları. Çok sonra ve en son sonra bulmanı dilerdim. Okumanı yahut yırtmanı...

 

Yazamadım.. Sen uyuyordun, soluğun derindi... Keşke içine beni çekiyorsaydın, keşke uyandırsaydım seni; kıyamadım. Usulca dokundurdum tıraş olmamış yanağına dudağımı, usulca parmak uçlarımda süzüldüm kapıdan, önce salonun sonra dairenin... uyanmadın.. duyamadım soluğunu oralardan. Serin sabahlara sokaklara caddelere yürüdüm bile bile... orada bıraktığımı, burada olmayacağını bile bile.

 

sen neyi biliyordun uyurken ya da uykuya dalarken? ama ben bilmiyordum bildiğini sandığım bilinenlerini... bilmek de istemiyorum şimdi. bu sefer yine geç kaldığımı bilmeni ya da bilmemi bilmek istemiyorum inan ki...

 

bir kapı sesi... kanepede bir soluk, bir ten bir dokunuşu bırakıp, çekip gitmek bu kadar kolay mı?

Keşke anlatamadıklarım anladıkların olsaydı. Bir gün günün gecesi ya da, anlatmaya başlasam alkol tadında ki ancak o tatla; dinlersin biliyorum.

 

Galiba şimdilik bu bilinene sığınmak istiyorum ve keşke ayağına dolansa yollar ve hiç gitmesen bu sahneden diyorum.

 

Buradayım, serin bir odada külleri izmaritleri bol küllük başında, buz gibi soğuk bir yudum çayı kalmış ince belli cam bardakta... simsiyah minicik cep telefonumla... Sadece bil istedim. Burdayım. burada!"

 

asli68

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

oraya kadar gittin...

Kas. 12, 2007 -Kategori: siir

 

oraya kadar gittik

 

uykun garip düşler

serdi yastığının altına

yağmurun pencereme değmesi gibi

ıslandı, aktı

suya dönüşüp vücudun

masada, halının üstünde

garip biçimler

bedenin yorganın altına gömülü

kapının sürekli çalan zili

ben çalıyorum

öfken sıkıntıya dönüşmüş

dağıtmış evini

izin yok perdelerden

kırılarak odana girecek ışığa

geceliğinde yorgun bir ses sızlanır sürekli

açık bir televizyon

insan seslerini

duymadığını bilirsin

beni bile

kendinde değilsin

ve sana dokunmadan

gizlice gözyaşlarında dolaşan

bir el

fısıldar:

"bir terdin benim için

ve ben senin terinden daha başkasını

sevmedim"

 

oraya kadar

gittin ...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kasım'ın da bir anlamı olsaydı keşke!

Eki. 30, 2007 -Kategori: siir

 

SEVMEKTEN GİDİNCE

 

Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım

Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım

Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur

Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur

 

Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde

El tutmak yol açıyor diye hesapsız

Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları

 

Yasak kelime oyunu yapmak

Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak

Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok

Tomurcuklanmak günah

Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak

 

Kimse ölmesin diye

Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak

Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı

Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya

Ne deniyorsa onu atacak kalp

Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın

 

Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım

Ya sen bana fazla geldin

Ya ben sana az kaldım

Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur

Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur

 

 

YILMAZ ERDOĞAN

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hiç bir fikrim yok!

Eki. 7, 2007 -Kategori: hissettiklerim

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bugün benim doğum günüm!!!

Eki. 1, 2007 -Kategori: hissettiklerim

 

içimin Babil Kulesi yıkıldı
sır kapılarından geçtik
alacakaranlığın şehirleriydi
gölgelerin yıldızı ışıktı, aşktı, yaşamdı

keşke en büyük savaş
rahmini öperek vedalaşıp teninle
-ganimeti süt, sevgi, kucak ve şefkat-
bilinmezliğin dünyasından nefes almak olsaydı anne

ailem dedim o sararmış resimden baktım geçmişe
ikiniz yan yanasınız, kucağınızda kırılgan çocukluğum
babam genç bir gülüşle süslemiş yüzünü
sen, ciddi duruşla bezgin bakış arasında med cezir
bölünen evlilik, çatlayan evren, sızan sır

sönmüş dünyaların sözlerini kutsadı zaman
seslerimiz öpüştü, sislerimiz karıştı birbirine
gözlerimin ünlü hüznü geri çekildi
soyunduk yıldırımlardan, suya yazıldı öfke

içdenizlerinde yüzme çocuk
hayallerin boğulur dedim de kendime
dile geldi eski bir soru
gelincikler büyüyünce gelin mi olur anne?

 

                                            

 

       *hiç bacakları olmamış bir adamın koşmayı özlemesiydi gibiydi "Onu" özlemek, beni doğuran ,adımı koyan, ilk bir kaç senemde yanımda olmayı başaran "O kadın"ın olmaması yüzünden, farklı bir hayatım ve kişiliğim oldu: keza doğurduğu ve bu farkındalığı yaşattığı için; bu gün adına; "Ona" teşekkür ederim.*

 

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

benim zamanım başladı: hazan! (yaz zamanlar çabuk bitti!)

Eyl. 2, 2007 -Kategori: hissettiklerim

 

günler kendi devinimi içinde değişiyor,

ben de.

korktuğum hiç bir şeyi yaşamıma almamakla başlamıştım bu devrede;

sonra garip bi tesadüf ve cesaretle "aldım" ya da kapalı tuutuğum o yaşamın kapısını araladım varsay.

şimdi mi?

korkmuyorum!

Değişmeye devam ediyorum,

ama "hazan ve hüzün" hiç bu kadar parlak-mat, neşeli-ağlak, güçlü-kırık, duygulu-taş görünmemişti... Bunu sevmeye başladım.

ha, bu arada o aralık kapıdan geçtim.

(kapalı kapıları hiç sevmediğimi söylemiş miydim?)

Elizabeth Taylor ın söylediğini tekrarlıyorum içimden:

 

"Artık cesur ve kurnaz olma zamanıdır!" !!! 

                                              

                                                asli68

 

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

tatil dönüşü biraz bronz biraz kıskanç olmuş buldum kendimi...

Tem. 20, 2007 -Kategori: siir

 

KISKANÇLIK

 

yaptığım söylediğim herşeyi kıskançlığın yağmurluğunu giyip yaptım!!!

sildim, cezaydı bu, kendimi ve seni cezalandırmaktı!
benden başkasıyla yağmurlarda ıslanmana gıcık oldum
nefret ettim benden senden, senden!
sana ait olan herşeyden..
gölgen oldum yazılarına, sana ait hayata
sonra,
çok sonra
karnıma soktuğum "eflatun güneş" acıttı canımı
yokluğun bulandırdı içimi
sarılacağım tüm bedenler adına hançerliyorum seni
önce beni!

hala seni doğurmayı beceremedim içimden!
sezaryanla çık bedenimden!!!

ne yaptıysam kıskançlığımdan yaptım
ne yazdıysam özlediğimden yazdım...

o yağmurlara inat ıslanmadım!

 

asli68

Yorum (8) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

çelik fanusa gidene...

Tem. 7, 2007 -Kategori: siir

 

Öylesine Sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufcukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin...

Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

madem gidiyorsun; öyleyse el edeyim ardından!!!

Tem. 7, 2007 -Kategori: siir

Yalan
   

Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Hersey gidiyor
Gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçegi ölüyor,sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun


Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki isçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan


Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanin kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan


Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Hersey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanin kalbinden


Aynamı kırdım,fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım tatralarıma karşı
Nasıl da umarsız


Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu


Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir sey için geç değil
Ve geç değil
Birsey için hiçbirşey
Birsey vardı öyleyse,birsey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey


Tutsana beni bırakmasana
Olsun,yaralasana
Olsun,ağrısada
Yalan da olsa kalsana


Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
Sen olmasan da ben varım
Yağmur yağar,saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar,ıslanır,şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan


Tanırlar beni
En iyi yalanlarını alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olamaz ben sordukça


Dağköylüsü
Simdi gidersen
Simdi git
Kalırsan simdi...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

mutluluğu resmedebilir misiniz?

Mayıs. 26, 2007 -Kategori: hissettiklerim

 

canım kızım! mutluluk böyle bir şey işte!

resimleyemediğim tüm mutluluk anlarım için beyin albümündeki fotoları da sadece ben görebiliyorum..

 

buralara yazmıyorum diye boynu bükülen tüm blogcu arkadaşlara selam eder, gözlerinden öperim:))))

 

asli68

Yorum (18) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

anneler günüm yaklaşıyor!!! kutlayayım hepimizin gününü bari!:)

Mayıs. 10, 2007 -Kategori: hissettiklerim

Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış  bu kadar olur yani, tam tarif !!!

 

ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir!

Ne kadar üzsen de 10  Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür,
yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına  yatıran,  öpüp
koklayan tek varlıktır,
 
Meleğin Süt Verebilenidir.

Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuguna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır.

Yemek yemeyen çocugun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar İnsan dişisidir, bulaşık, ütü, vb yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir .

Yemek uzmanı, düzen  insanı, bilgili, kültürlü  her şeyi bilen şahsiyettir,
yavrularını yol  tarafından değil, kaldırım  tarafından yürütendir,

Dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir,
 
Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, "amaaan ben sana daha  güzelini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir.

'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni EMİ aslan evladım. Sapkasız çıkma o karılarla. Kara börülcem benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır ..

AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel kokan, harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi  ki doğur muşum ülen seni!" diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır, evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.

Evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik
konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır.

Mutfakta yasayan, evde herkesi idare eden bir tür canlıdır. Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir oglunun damat, kızının gelin oldugunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu
hasta olunca,  çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar
yükselince  velhasıl buna benzer bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı
okurken duygulanıp - Gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır,

Son Kiiii Üç Dört; Uzakta dursa da yakın hissedilen,  canı hep istenen,
asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen,  evlatların varlığını
varlığına armağan edebileceği, ıslak - kuru AMA  heeeep duygulu
en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir...

 

BÜTÜN ANNELERE SEVGİLER!!!


 

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hüzünlü değilim hasta değilim öylesine bir bahar yaşıyorum...

Nis. 24, 2007 -Kategori: siir

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

güce ve şefkate ne çok ihtiyacım varmış meğer...

Mar. 25, 2007 -Kategori: hissettiklerim

cumartesi fal baktırdım: herşey  (daha doğrusu istediğim şeyler) birbuçuk yıl içinde oluyormuş..

ajandama yazdım, valla olursa buraya da yazarım!:)

 

dingin bir pazar!

 

"ben sevdim

şenlendi şehir.

 

şenlendi sen görmedin..."

 

 

Yorum (11) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

aslı'nın sayıklamaları...

kapatma gözlerini, üşüyorum...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro